Her hakkı saklıdır. © Altar Kaplan

beelişim dijital.ajans

“İki Nehir Arası” İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Doğu Cephesi’nde, Barbarossa Harekatı’nda görevli bir asker ile Frankfurt’ta onu bekleyen eşi arasındaki mektuplaşma ve günlükler üzerinden ilerleyen bir roman. Bu yönüyle metinde yazarın sesi yok.

“İKİ NEHİR ARASI” HAKKINDA

 

İki Nehir Arası, realist roman sınıflamasına girebilir.

Araştırma, inceleme, değerlendirme unsurlarının esas alındığı bir roman olan “İki Nehir Arası”nı her ne kadar realist bir roman olarak nitelendirsem de romanın muamma içeren bir suçu hikâye etmesi nedeniyle aynı zamanda polisiye roman kategorisi içerisinde de değerlendirilebileceğini düşünmekteyim.

“İki Nehir Arası” İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Doğu Cephesinde, Barbarossa Harekâtı’nda görevli bir asker ile Frankfurt’ta onu bekleyen eşi ile arasındaki mektuplaşma ve günlükler üzerinden ilerleyen bir roman. Bu yönüyle metinde yazarın sesi yok. Yazım olarak diğer romanlarımdan ayrılan en belirgin noktası da bu denilebilir. Ayrıca metni üslup olarak klasik ve romantik cümlelerin yapaylığından uzak tutarak gerçekliği ön plana çıkarmayı amaçladığımı da söylemeliyim.

Bu manada, romanda güdülen realist kurgu nedeniyle, sıradan kişiler üzerinden konunun hikâye edilmesinin yanı sıra romanın geçtiği ki takribi altı yıllık bir süre, zaman ve mekân boyutunda yaşanılanlar tarihsel olarak doğru ve tutarlı; temelde, araştırma ve belgelere dayanarak, olayları nesnel bir şekilde aktarmayı çabaladım denebilir. Daha açık bir ifadeyle biçim ve içerik güzelliğine önem verirken, dilde ve anlatımda süsten, özentiden kaçındığımı söyleyebilirim.

Diğer taraftan romandaki ana karakterin, tüm bu süre zarfında, (Eylül/39, Mayıs/45 arası),  savaşın başladığı dönemden sona erdiği döneme kadar her yazdığı günlüğün sonuna çizdiği, mekâna ve içinde bulunduğu duruma uygun karakalem resimler okuyucuya, onun ruh hali, gizli saklı niyetleri, geleceğe yönelik planları noktasında işaretler vermektedir. Roman bu yönüyle resim-metin olarak ilerleyen bir yapıdadır. (Doğal olarak romandaki resimlerin de benim tarafımdan çizildiğini özellikle de belirtmeme  sanırım gerek yok…)  

Bu yapının sonunda nasıl bir motif ortaya koyduğunu ise ancak romanı bitirince, 14.Ağustos.1983 tarihli “MOSSAD Raporu”ndan anlayabiliriz. Bu rapor her ne kadar tahminlere, kanaatlere dayalı bir rapor olsa da metindeki mektup ve günlükler ile tutarlı bir rapordur. Bu nedenle rapor tüm romanın bir özeti niteliğindedir.

Son bir söz olarak, bilindiği üzere Sherlock Holmes’un yaveri Dr.Watson’a iyi bir detektiflik işinin nasıl yürütmesi gerektiğini anlatırken ısrarla vurguladığı gibi, “sana kaç kez söyledim; imkânsız olanı eledikten sonra geride kalanın, ne kadar olasılık dışı olsa da gerçek olması gerekir diye,” sözü belki de bu romanın dayandığı temel argümanlardan bir olarak öne sürülebilir.