Her hakkı saklıdır. © Altar Kaplan

beelişim dijital.ajans

Altar Kaplan’ın lipogram tekniğiyle yazdığı bu roman metnin içerdiği matematiksel ilişikler yönüyle deneysel bir roman olarak nitelendirilebilir.

Aloda’da zaman ve mekan yok. Daha yalın bir romana ulaşma çabası var. Aloda’da tek kişi var; Aloda. Aloda hem anlatılan, hem anlatılanı anlatan hem de yazar. Üçlü bir anlatıcı katmanı var, olay katmanı gibi.

“ALODA” HAKKINDA

Aloda, deneysel roman sınıflandırmasına girebilir.

 

Bu romanda her şeyden önce zaman ve mekan yok. Daha yalın bir anlatıma ulaşma çabası var. Aynı zamanda roman da tek bir kişi var. “Aloda.” Aloda hem anlatılan, hem anlatılanı anlatan hem de yazar. Yani üçlü bir anlatıcı katmanı var, olay katmanı gibi düşünülebilir. Ayrıca diğer romanların aksine Aloda’da anlatıcılar arasında devamlı bir geçişgenlik var. Oysa Papadopulos Apartmanı birinci tekil şahıs, Halifeler Köyü üçüncü tekil şahıs üzerinden hikâye edilmiş romanlardı.

Saul Bellow’un Moses Herzog romanının “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş, diye düşündü” giriş cümlesine atıfla “Aklımı kaçırdıysam da bunun zevkini çıkarmalıydım…” cümlesiyle başlayan Aloda, Nabakov’un Lolitası’nın giriş cümlesinin adaptasyonuyla devam eder ve yine Nabakov’un Solgun Ateşteki meşhur şiirin ilk cümlesiyle değil ilk cümlenin değiştirilmiş olan ikinci versiyonuyla biter. Neden ilk değil de ikinci versiyonuyla biter çünkü Aloda’nın yazılma nedeni budur: “Ölen bir kelebeğin gölgesiydim ben; Pencere camının yalancı mesafesinde görünen.”

Belki de bu romanın en ilginç noktası romanda Aloda’nın “o”su hariç hiç “o” harfi ve 0 (sıfır) rakamı kullanılmamasıdır. Dolayısıyla metinde 3.tekil şahıs da yoktur, üçüncü tekil şahsa çıkacak, onu çağrıştıracak şeyde yoktur. Adeta kuyu gibi çekmiştir bu metafor tüm kurguyu içine. Anlaşılacağı üzere Aloda, Ernest Vincent Wright’ın “Gadsby” ve Georges Perec’in ünlü kitabı Kayboluş’ta yaptığına (ki bunlar ilk değildir onlardan çok önce Lord Holland tamamen “e” harfleriyle Eve’s Legend isimli bir şiir yazmıştır) benzer şekilde (malum bu romanlarda hiç “e” harfi kullanmamıştı) “o” harfini kullanmadan yani lipogram tekniğiyle yazılmış bir romandır.

Ne var ki bu Aloda sırf bundan da ibaret değildir. Romana matematiksel bazı oyunlar da ekledim.

Örneğin: Aloda kelimesi romanda tam 153 defa geçiyor yani İsa’nın havarilerinin tuttukları balık sayısı kadar; romandaki imla işaretleri kullanılmadan yazılan tek parça olan bölüm 666 adet tekrar etmeyen kelimeden ve bağlaçtan oluşuyor, malum bu Tevrat’a göre insanı simgelediği ifade edilen sayı; yazılımları 1001 gece masallarına birer gönderme, üslup ve içerik açısından da modern birer yorumu olan Amel Defterleri isimli bölümlerin boşluklar dahil 1001 karakterde yazılmaları; bazı cümlelerin ve kelimelerin metinde belirli sayılarda geçmesi tüm bunlar metnin içinde sayılarla ilgili bölümde geçen ifadelerin şematik olarak metinde yer almasını sağlamak maksatlıdır. Yani bu sayede yazılı metnin altında işleyen başka bir mekanizma olmasını istedim.

Son olarak roman da alfabedeki harf sayısı kadar 29 bölüm var o meselesi yüzünden “o” alfabede 18. Harf olduğundan metinde 18. bölüm yok, aynı zamanda aynı nedenle kitabın 18. Sayfası da boş bırakıldı.